• 01
  • 02
  • 03
  • 04

“Sıfır Nükleer”i Beklerken

D Ravi Kanth

CENEVRE (IDN) – 26 Eylül’de gerçekleşen Birleşmiş Milletler Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması Uluslararası Günü, dünyanın her yanındaki insanların karşı karşıya olduğu tehdidi bir kez daha hatırlattı.

Nükleer savaş başlıklarının elimine edilmesi için küresel ölçekte yürütülen Barış için Yerel Yöneticiler kampanyasının önde gelen aktivistlerinden Aaron Tovish “Şu an Suriye ve Ukrayna’da devam eden krizlerde karşı karşıya gelen ABD ve Rusya’da 2000 nükleer başlık alarm seviyesinde tutuluyor” dedi.

IDN’e konuşan Tovish “Nükleer silahsızlanma kampanyasını önemini vurguluyoruz ve amacımız 2020’de bu hedefe ulaşmak üzere küresel ölçekte güç kazanmak” diye ekledi.

ABD önümüzdeki 10 yılda nükleer cephaneliğini modernize etmek üzere yaklaşık 1 trilyon dolar harcamayı planlarken ve Britanya Trident nükleer füzesi için 50 milyar dolar harcamayı öngörürken, Soğuk Savaş günleri geri dönmüş görüyor.

BM Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması Uluslararası Günü’nün birinci yıldönümü etkinliklerine katılan Tovish, Barış için Yerel Yöneticiler’in “I was her age” başlıklı kampanyası ve atom bombası saldırılarının 70. yılında “Hibakusha”ların sesini dünyaya duyuracak “barış gemisi” projesi hakkında bilgi verdi.

“Hibakusha”, Hiroşima ve Nagazaki’ye yapılan atom bombası saldırılarından kurtulanlara verilen ad. Japon şehrine ilk kitle imha silahının atılması emrini veren ABD Başkanı Harry S. Truman, “dünyanın ilk atom bombasının Hiroşima’ya, bir askeri üsse atıldığını not edeceği” konusunda ısrar ederek “Çünkü bu ilk saldırının, mümkün olduğu ölçüde, sivil ölümlerin önüne geçmesini umduklarını” söylemişti.

Ancak tarihçi Howard Zinn’e göre, ABD Strategic Bombing Survey çalışmasının raporu “Hiroşima ve Nagazaki’nin nüfus yoğunluğu ve aktivite çokluğu nedeniyle seçildiği” sonucuna varmıştı.

Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması Uluslararası Günü’nün birinci yıldönümü etkinliklerini düzenleyen Unfold Zero ve BM Silahsızlanma Çalışmaları Ofisi (UNODA) güçlü bir mesaj vererek sivil toplumun hükümetler üzerinde nükleer silahsızlanma yönünde baskıyı artırması gerektiğini söyledi.

Nükleer silahsızlanma müzakerelerinin yürüdüğü çok yönlü bir yapı olan BM Silahsızlanma Konferansı son 18 yıldır çözülemeyen bir şekilde paralize olmuşken, sivil toplumun daha önemli bir rol üstlenmesi gerekiyor. Cenevre’deki BM ofisinin direktörlüğünü yürüten Michael Moller “Siyasi iradenin sadece liderler düzeyinde gelişmediğini hatırlamamız gerekiyor” dedi.

Moller, toplantı sırasında katılımcılara “Siyasi irade çoğu zaman tabandan gelen taleplerle harekete geçiyor ve bizim buna ihtiyacımız var, çünkü nükleer silahları dünya yüzünden silmek sadece ulvi bir hedef değil, aynı zamanda uzun dönemli, anlamlı bir uluslararası barış ve güvenlik için vazgeçilmez önemde” dedi.

Geçen yıl Endonezya, bağlantısızlar adına güçlü bir başvuru yaparak BM Genel Kurulu’nun 26 Eylül’ü nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması için uluslararası gün ilan etmeye çağırdı. Bu teklifin altında yatan amaç “nükleer silahların insanlığa yönelik sunduğu tehdit ve tamamen kaldırılmalarının gerekliliği konusunda kamuoyundaki farkındalığı ve eğitimi artırmak; nükleer silahsız bir dünya hedefi yolundaki uluslararası çabaları güçlendirmek”ti. 

Bağlantısızlar, nükleer silah sahibi ülkeleri Nükleer Silahsızlanma Anlaşması’nın (NPT) VI. maddesinde belirtilen ve nükleer silahlanma yarışına son verilmesini ve tam silahsızlanmayı kapsayan düzenlemeden doğan “yükümlülükleri” konusunda uyardı.

Meksika’nın Cenevre’deki BM temsilcisi Jorge Lomonaco “NPT, ‘büyük pazarlık’ın geçici bir sonucuydu. Buna göre nükleersiz ülkeler, barışçıl amaçlarla nükleer teknoloji geliştirme olanağı karşılığında silah edinmemeye; nükleer silah sahibi ülkeler de silahsızlanmaya tamam diyordu” dedi.

Norveç, Avusturya ve diğerlerinin yanında Meksika da şimdi tek bir nükleer patlamanın insani alanda yapacağı yıkıcı etki konusundaki kampanyayı yükseltmek için çalışıyor.

BM’ düzeyindeki tam nükleer silahsızlanma kampanyasının öncülerinden olan Endonezya “nükleer silahsız bir dünya” çağrısına destek istedi. Endonezya’nın temsilcisi Triyono Wibowo nükleer devletlerin Ortadoğu’daki silahlarını temizlemesi ve silahsızlanma sözüne bağlı kalması gerektiğini belirtti.

Var olan en köklü çok yönlü organizasyonlardan olan Parlamentolararası Birlik (IPU) mart ayında aldığı kararla parlamentoları, hükümetlerin nükleer silahları ulusal savunma planlarında caydırıcı olarak kullanmasını önlemeye çağırdı.

IPU aynı zamanda var olan nükleer malzemenin güvenliğinin artırılması, nükleersiz bölgelerin konsolide edilmesi ve yeni bölgelerin oluşturulmasını da istedi.

Uluslar neredeyse 70 yıldır nükleer silahsızlanma konusuyla boğuşuyor. BM Genel Konseyi bu konudaki ilk kararını Ocak 1946’da Londra’da aldı. ABD ve SSCB arasındaki Soğuk Savaş’a karşın silahsızlanma müzakerelerinde birkaç önemli merhaleden geçildi.

Şu an hiç olmadığı kadar fazla ülke bu en ölümcül kitle imha silahını, ikili ve bölgesel çatışmalarda caydırıcı olduğu gerekçesiyle edinmiş bulunuyor.

İki ana nükleer devlet, ABD ve Rusya sahip oldukları nükleer cephaneliği Soğuk Savaş’ın ortalarında, 1980’lerin ortalarındaki 75 binlik tepe noktasında yaklaşık 20 bine indirmiş bulunuyor. Yine de, halen “detaylı, uzun vadeli ve ciddi kaynak ayrılan programlar” bulunurken, “nükleer silahsızlanma konusunda hiçbir somut plan ve tabii ki, nükleer silahsızlanma anlaşmasında hiçbir somut ilerleme” gözükmüyor diyor BM silahsızlanma uzmanı Gabriele Kraatz-Wadsack.

“Genel Sekreter Ban Ki-moon’un salgın olarak tanımladığı ‘nükleer caydırıcılık doktrini’nin yayıldığını ve şimdi dokuz ülkeye ulaştığını görüyoruz.”

Uzun zamandır devam eden duraklamaya ve silahsızlanma süreçlerinin pas bağlamasına karşın, nükleer silahsızlanma konusunda farkındalık yaratmak için sivil toplumdan cesaret verici çabalar yükseliyor. Japonya merkezli Soka Gakkai International da bu alanda önemli bir rol üstleniyor.

Atom bombası saldırılarının 70. yılında “Hibakusha”ların sesini dünyaya duyuracak 87. dünya barışı yolcuğu da Barış için Yerel Yöneticiler’den gelen ve nükleer silah sahibi devletleri cephanelerini ortadan kaldırmak yönünde baskı altına alan önemli bir girişim. [IDN-InDepthNews –28 Eylül 2014]